20 Kasım 2010 Cumartesi

Ana Kucağından Koca Kucağına :(

Yaren, Rabia, Büşra.

Midyatlı yavrular... Çocuk her yerde çocuk. Koşullar, ama her türlüsü şekillendiriyor yaşamları: maddi, iklimsel, geleneksel koşullar...
Bu yaşları belki de en güzel, en rahat yaşları. Üç beş yıl sonra evlenme yaşları gelecek ve neredeyse hiçbir güç engel olamayacak buna. Okumak isteyecekler belki, ama törelere karşı duramayan bir babanın kızıysa, eli kalem değil ekmek hamuru tutmaya başlayacak. Kızını evlendirmek istemeyenler, kızlarında kusur var diye yaftalanacak belki. Bedenen ve ruhen henüz anlayamadığı ergenliği, kadınlık olarak devam ettirecekler. Çocuk doğurabileceği yumurtaları oluşmaya başladığı an, davul zurna sesleri yankılanmaya başlayacak. Oralarda ergenlik bilinmiyor, doğurganlık biliniyor. Bizim buralarda çocuklarımızın ergen psikolojisini anlayalım diye kitaplar devirdiğimiz dönemde, yaşıtları belki de hormonlarla geliştirilmiş bedenleriyle annelik ve eşlik yapmaya geçmiş olacaklar. Kendilerinde yarım kalan çocukluğu, kendi doğurdukları çocuklarda devam ettirecekler. Kafalar değişmezse, o çocuklarda da gençlik, direkt yetişkinliğe geçerek hızla ray değiştirecek. Bu kızları alıp kaçırasım, ya da evlerine gidip ana-babalarına saatlerce konuşasım geldi. Ben bile bu kadar çaresiz ve çırpınmalarda hissediyorsam kendimi, okumak/büyümek isteyen bir kız nasıl hissediyordur kim bilir...
Mardin'de bir duvar ilanı.. "Çocuklarımızın geleceğini erken evliliklere kurban etmeyelim".
Ümit vaad eden bir ilan. Tek yerde rastladım buna, ama yine de sevindirdi beni. İlanın önünde tören yapasım, dualar düzenleyesim geldi. "Duyun, okuyun, uygulayın"... "İnşallah bu çağrıya göz atan, kulak veren, kale alanlar çıksın" diye...
Yoksa annesinin yanında ekmek yapmayı öğrenen, bu hamurla pişen bu kız da aynı yolun kurbanı olacak. İki günde bir yapılan, yirmi tane ekmekle ancak doyan 9-10 çocuklu bir aile yaratmak zorunda bırakılması işten bile değil.


Şanlıurfa'da bilinçli ve özverili bir ilköğretim okulunun müdürü gibi eğitmenler sayesinde okuma oranı artırılmaya çalışılıyor. İşte bu okulun kapısında bunu teşvik eden ilanlar asılmış. Ben bu okulun adını Facebook'ta açılan bir sayfa sayesinde duydum. Müdür, okuluna bir kütüphane kazandırma amacıyla, kitap yollama kampanyası açmıştı. Çocuklarımdan kalan kitapları buraya yolladım. Yolladıktan bir süre sonra da, şansımıza oralara gitmek kısmet oldu; nasıl sevindim!
PTT kargoyla gayet uygun fiyata yollanabiliyor. Varsa fazla kitaplarınız bu çocuklara yollayın lütfen.
11 Nisan Kurtuluş İlköğretim Okulu
Merkez, Şanlıurfa.
(Müdür Doğu Yalçın)

Zaman zaman şımarıklıkla şikayet ettiğimiz yaşamlarımız aslında ne kadar da kolay, diye düşünmeden edemediğim bir gezi oldu bu... Bir de güzel haber vereyim: Harran'da tanıştığımız bir genç kız, Balıkesir'de İngilizce öğretmenliğinde okuyormuş. Liseden sonra üniversite sınavına girmesini istemeyen babasını "Baba beni okula gönder" ekiplerine şikayet etmiş. Bu sayede şu an üniversiteli. Ve babasına öyle kızgın ki, ondan bir kuruş harçlık almadan okuyormuş. Rehberlik yaparak para kazanıyor. Benim böyle birkaç cümlede yazıverdiğim şu hikayesinin içi neler dolu kim bilir... Hatta tatillerde geldiği memleketine elinde nişan yüzüğü ile geliyormuş, yoksa evlensin diye çevresi rahat bırakmıyormuş.
Durum bu... Elden gelen varsa, bize de tuz katmak düşer bu çorbaya.

(Bu arada bu kıza fransızca da öğrensin diye tavsiyede bulundum mu? Hayır :) Ama belli mi olur, belki ihtiyacı olur bir gün)
:)

17 yorum:

  1. Ne de güzel yazmışsın sevgili Müge,doğuya hiç gitmedim ama Kadınlarla ilgili proje geliştirme çalışmalarına katıldım Devlet politikası bu yönde geç olmakla birlikte son yıllarda bir şeyler yapma gayretinde..yeterli mi ?henüz değil..Benim çalışmalarım daha çok kadının politikaya ortak olması konusunda yapılan Kadın Adayları Destekleme platformundaydı..Ama bu çalışmaların içine girdiğimizde çok geniş bir yelpaze şeklinde çalışma olduğunu gördüm.AB nin " patikadan yollara" adlı projesi gereği,sivil toplum örgütlerinin iç anadolu ayağında çalıştım.
    Tüm bu çalışmaların ilk adımı kızlarımızın eğitiminden geçtiğini düşünürsek yeterli olmasa da bir şeylerin başlaması bile insana umut veriyor..:))

    YanıtlaSil
  2. Crazywomenrosemary'cim, şahane işler yapmışsın. Tebrik ederim. Ben o kadar uzun boylu işlere girişemem sanırım, ama ucundan tutmak benim yaptığım. Umarım emekler boşa gitmez.

    Teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
  3. Umutluyum güzel şeyler oluyor,sadece yavaş olması üzüyor..:))

    YanıtlaSil
  4. "Zaman zaman şımarıklıkla şikayet ettiğimiz yaşamlarımız aslında ne kadar da kolay".. ne doğru demişsin.. irkildim yazdıklarını okuyunca.. bilirim ben de oraları.. ama ne çabuk unuturum.. sevgiler.

    YanıtlaSil
  5. CWRM, hem de çok yavaş gibi geliyor bana da.. bu yüzyılda hala bunlara kafa yoruyoruz :((

    Deli Anne'm, tatlı anne'm.. arada hatırlatalım birbirimize.. inan, ben de aynı şeyi düşündüm bu yazıyı yazarken; bir süre sonra çıkacak aklından bunlar ve kendi şehirli tasalarını düşüneceksin diye söylendim içimden.. n'apalım, bu böyle.. şükretmeyi bilelim yeter...
    :)

    YanıtlaSil
  6. Kusura bakma takip edene para ödeyemiyorum ama ovvv dedirtmeye çalışıyorum :))

    Tavsiye ederim git oralara; acı biber konusunda babana da kendini kanıtlarsın babalar gibi :))

    YanıtlaSil
  7. dur ben bi kurtarayım baltamı taştan :S
    Blogunda takip edene dolar ödeyen birine yanlış yapmak istemem yanii..

    YanıtlaSil
  8. He yola gelin böyle... :D

    YanıtlaSil
  9. Hakkında kısmını okudum, Genç ağızları derleyip toplarmak. :D

    Sanırım yola gelen ben oldum. Hoşbulduk hocam.

    YanıtlaSil
  10. mügeciğim,
    hoşgeldin...
    ahh...Mardin,Midyat,Hasankeyf...
    ne güzel yerler değil mi?
    bir yandan güzelliklerle keyiflenirken,bir yandan gördüklerimle "kadın olmak ne kadar zor"dediğim bir seyahat olmuştu benim için de...

    YanıtlaSil
  11. Cepaynacım, sen de tekrar hoşgeldin.. araya bayram girince görüşemedik :)
    Evet çok güzel yerler.. ve seninle aynı hislerle geri döndüm..

    YanıtlaSil
  12. Yoktum ortalarda uzun zamandır, bayram öncesi iş yoğunluğundan, sonra da bayram telaşından... Az önce Sinem'deki hikayeyi okuyup bitirdim, şimdi sendeyim :-)
    Bu tatilde mardin'e biz de çok gitmek istemiştik, son dakikada ertelemek durumunda kaldık. gözlemlerinde çok haklısın keşke
    elimizden daha fazlası gelebilse, belki bu konuda bir sosyal sorumluluk projesine dahil olabilmek gibi... veya daha çok farkındalık yaratmak... gönül hep istiyor da şehirli telaşlara yenik düşüyor işte... unutuklarımızı hatırlattın tekrar, teşekkürler. sevgiler.

    YanıtlaSil
  13. geziniz cok anlamlı olmu ben fırsat bulamamıştım gezimde ilgilenecek...sadece yesemek koyunde cocuklarla konuşma fırsatım oldu şanlıurfa merekz'den daha cok kitap ihtiyacı var sanıyorum..

    YanıtlaSil
  14. Gökşencim hoşgeldin!! Öyküye katılman hala mümkün, yakala ucundan :)
    Mardin'i programınıza mutlaka katın ve gidin. Ve Urfa'ya da!

    Cido çok haklısın. Bu ihtiyaçta olan çok okulumuz ve çocuğumuz var ne yazık ki :(

    YanıtlaSil

hadi söyleyin bi şeyler :)